Zanzibar Tatili-1

Bu kış Aralık ayında uzun zamandır planladığımız Zanzibar seyahatimizi gerçekleştirdik. Gitmeden önce uzun uzun olmamız gereken aşılar, kullanmamız gereken ilaçlar ile ilgili araştırma yaptığım için öncelikle bu konularda bilgi vermek istiyorum. İllere göre Seyahat Sağlığı Hizmeti veren yerlerin adreslerine internetten kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Biz Karaköy’deki Seyahat Sağlığı Merkezi’ne gittik. Zanzibar 2011 yılından beri Sarı Humma Aşısı zorunlu yerler listesinden çıkartılmış, yani aşı nasıl olacak vs. diye endişe etmenize gerek yok. Sıtma konusundaysa henüz ne yazık ki bulunmuş bir aşı dünyada yok, sadece doktor gerek görürse kullanmanız için sıtma tabletlerini ücretsiz olarak veriyor. Bizim uçuşumuz aktarmasız (önceleri Zanzibar’a gitmek için sadece Darüsselam’dan uçuş ve sonrasında feribot vardı ama artık THY’nin direk Zanzibar uçuşu mevcut) olduğu için ve Zanzibar’da 10 gün belli standartlarda bir otelde konaklayacağımız için, doktor sıtma tableti dahi almamıza gerek olmadığını söyledi!!! Biz eşimle defalarca aman doktor yapma, bak çocuk 3,5 yaşında, varsa bir ilaç alalım içelim, korunalım diye sormamıza rağmen; bize sadece sinek kovar spreylerin, oda cibinliklerinin vs. yeterli olacağını söyledi. Neyse, içimiz pek rahatlamadıysa da doktorun  branşı gereği yılda yüzlerce gezgin gördüğünü düşünerek ve yanımıza bol bol sprey/tablet alarak yola çıkmaya karar verdik.

Ben tatil bölümüne geçmeden, tatilden 1 gece önce yaşadığımız kabusu anlatarak başlamak istiyorum. Uçuşumuzdan bir gece önce eşimin bel fıtığı rahatsızlığı bir anda nüksetti ve kilitlenip kaldı (bunun nasıl bir hal olduğunu ancak bel fıtığını çeken bilir!). Kaldı ki biz valiz hazırlamanın büyük kısmını son geceye bırakmıştık ve neredeyse hiç bir şey hazır değildi! Bu halde nasıl gider, kıpırdayamıyor bile, nasıl uçacak 8 saat diye stresli bir şekilde eşya hazırlarken; aynı gece Asil’in ateş 39,5 olmaya ve sürekli kusmaya başladı!!! Hadiiii bu kez de çocuk bu halde nasıl gidecek endişeleri başladı bizde!!! Sabah eşimi (yürüyemez haliyle) ve ateşi düşmeyen Asil’i tuttuğum gibi soluğu acilde aldık. Tuttuğum gibi kısmı okurken basitmiş gibi gelse de, her basamakta saniyelerce bekleyerek asansörsüz apartmanımızdan nasıl 4 katı inip de hastaneye vardık bir ben bilirim! Soner’e acilen 2 kas gevşetici iğne karışımı yapıldı, akşam havalimanına gitmeden önce bir doz daha yapılmasına karar verildi, yanımızda götürmek üzere bir torba dolusu iğne ve ilaç verildi. Yürüyebilir mi durumu hala kesin değil bu sırada, sol bacak boşa basıyor çünkü bastığında! Asil’in durumsa çok daha kötü, çocuğa bronşit başlangıcı teşhisi konuldu, acilde müşadeye yatırılıp soğuk hava ve ventolin verildi, acil antibiyotik tedavisi başlandı! Tüm bunlar olurken saat 09:00, bizim uçak akşam 20:30da; evde valiz açık halde bekliyor, Emel iki gözü iki çeşme ağlıyor!!!

Bir tarafımız var bu işte bir uğursuzluk, acaba uçak mı düşecek, binmesek mi diye panik haldeyken; diğer maceracı deli tarafımız da sıcak hava iyi gelecek size hadi son bir gayret diye gaza geliyordu! Biz iki çılgın, EVET ikinci seçeneği yaptık, son bir deli cesaretiyle bu tatile gideceğiz dedik ve yola çıktık!!! Yanımızda giysiden çok ilaçla gittiğimiz doğrudur, ama nasıl bir tatil aşkıysa bizimki, çıktık işte bir kere yola.

Zanzibar uçak yolculuğu hayatımın ciddi anlamda en korkunç 8 saatiydi diyebilirim!!! Soner’in kıpırdamasına dahi izin vermeyen beli, Asil’in 40,5 dereceleri gören ve düşmek bilmeyen ateşi (tüm ateş düşürücülere rağmen), tek başına tüm yol boyu (bir gece önceden uykusuz olduğum yetmezmiş gibi) huysuzluğu zirve yapmış çocuğu sakinleştirmeye çalışarak geçirmem… Ben bu gece ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakit diye bir şarkı vardı biz gençken, hah işte tam o noktada bir uçuş macerasıydı benimkisi:))

Neyse, 8 saatlik uçuşumuz sonrası sağ ama pek salim olamadan Zanzibar’a sabaha karşı 04:30 civarı indik, bitti mi? Daha otele varmak için 1 saat de araç yolculuğu yapmak gerekiyordu ki bunu da kucağımda ateşler içinde yanan çocukla hop oturup hop kalktığımız bozuk Zanzibar yollarında tamamlamış olduk. Dokunsanız ağlayacak haldeyim ama ben o noktada, sinirlerim tamamen harap durumda.

Otelimiz Zanzibar’ın Pwani Mchangani bölgesinde, Waridi Beach Resort isimli, 4 yıldızlı bir tatil köyüydü. Gidecek olan, özellikle de çocuklu tüm ailelere gözüm kapalı tavsiye edeceğim, Zanzibar tatilimiz için yaptığımız belki de en doğru seçimdi. Bir kere otel İtalyan oteli olduğu için her şey dahil konseptle 3 öğün son derece güzel İtalyan yemeklerini lokal yemekler ile birlikte yeme şansınız oluyor ki makarna pilav yemeyen çocuğa ben pek rastlamadım şimdiye kadar! Aynı şekilde İtalyan mutfağı bizim damak tadımıza da çok uygun olduğundan, Afrika’ya gittim aç kaldım demenize hiç gerek kalmayacak. Zanzibar’da otel bakanlar az çok fiyatların ne kadar uçuk olduğunu bilirler, biz oteli biraz kampanyalı bir fiyata aldık ama onun haricinde bence Waridi Beach Resort fiyat performans açısından, denizin hemen önündeki konumuyla verdiğimiz ücreti sonuna kadar hak etti.

Asil’in ve Soner’in durumlarına gelecek olursak, Soner’in beli birkaç gün içinde daha iyi hale gelirken Asil’in durumu günden güne kötüleşti. Çocuk öksürmekten sabaha kadar uyuyamaz, yemek yiyemez hale geldi. Ateş düşürücülere rağmen ateşi 3 saatte bir inatçı şekilde yükselmeye devam etti. Bu arada Türkiye’deki doktoru ve otel doktoru ile sürekli iletişim halindeyiz, bir yandan da geri mi dönsek diye dönüş bileti bakıyoruz, tüm zamanımız sadece odada oturarak geçiyor! En son Türkiye’deki doktorumuz bu sürede iyileşmesi gerektiğini, bu denli inatçı ateş varsa hastalığın zatürreye çevirmiş olabileceğini, hemen en yakın hastaneye gitmemizi söyledi! Afrika’dasınız, çocuğunuz kucağınızda resmen eriyip gidiyor, tek lokma yemeden ateş içinde yanıyor, uçağa atlayıp dönelim deseniz o bile hayati risk taşıyor! Neler hissettiğimin kelimelerle tarifi yok inanın…

Zanzibar’daki hastane maceramızı ve tatilin kalan günlerini de bir sonraki yazımda anlatacağım.

Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir