Kamboçya Gezi Notlarım

Tatilimizin ilk durağı olan Kamboçya’ya ulaşmak bizim için uzun ve yorucu saatler aldı ama buna değdi doğrusu. Öncelikle Singapur Havayollarının İstanbul-Bangkok uçuşu ile Cuma öğleden sonra Singapur’a uçtuk. Singapur’a yaklaşık 10 saat kesintisiz uçuşun ardından, Singapur-Bangkok uçuşumuzu da (3 saat) tamamlayıp Bangkok’a vardık. Gitmeden önce planımız eşyalarımızı arkadaşlarımızın konaklayacağı otele bırakıp 4-5 saatlik bir Bangkok turu yapmaktı ama vardığımızda yaklaşık 20 saattir yollarda olmanın da verdiği yorgunlukla neredeyse ağlamak üzereydim! Arkadaşlarımızın otelinde 5 saat için bir oda tutup Asil’le odaya uyumaya çıktık. Bu arada uçuşlar sırasında Asil bizi hiç yormadı, çoğu zaman ya uyudu ya da kucağımızda uslu uslu oturdu. Biz Asil’le odada uyurken Soner’de arkadaşlarla kısa da olsa Bangkok sokaklarını turlamaya çıktı. O kadar yorgunluğa Bangkok’u altın tepside sunsalar küçük parmağımı bile kıpırdatamazdım açıkçası! Neyse, akşamüzeri kaldığımız (uyuduğumuz) otelden ayrılıp havalimanına gitmek üzere yola çıktık, istikamet Kamboçya!:) Şunu özellikle belirtmeliyim, Tayland’lılar her alandaki kibarlıklarını havalimanlarına da taşımışlar; gerek pasaport kontrollerinde, gerekse uçağa girişlerde bebekli olduğumuz için bize hep öncelik tanındı. Ben bile yorgunluktan ve sürekli yolda olmaktan sersemlemişken, bizim minik gezgin Asil son derece keyifli legoları ve arabalarıyla oynuyordu:) Kamboçya için Türk Vatandaşlarına vize zorunluluğu var ancak dilerseniz gittiğinizde kapıda da alabiliyorsunuz. Biz her ihtimale karşı işimizi garantiye almak adına vizelerimizi gitmeden almıştık (kişi başı 35 USD, bebek için de yetişkin gibi vize uygulanıyor) ve iyi ki de almışız! Havalimanında o kadar uzun bir vize kuyruğu vardı ki, onca yol ve yorgunluğun üzerine vizede de uğraşsaydık ilk uçakla kapıdan dönebilirdim! Havalimanından otelimiz Tuk-tuk ile yaklaşık yarım saat mesafedeydi, Angkor Spirit Palace Otel. Lokasyon olarak şehir merkezine gidip gelmek için her seferinde Tuk-tuk kullanmanız gerekli çünkü city center dedikleri alana yaklaşık 15dk. Tuk-tuk mesafesinde. Hava sıcaklığı gündüz inanılmaz bunaltıcı ve nemli, Uzakdoğu’da şimdiye kadar gördüğüm en nemli havaydı diyebilirim. Asil gittiğimizin ertesi günü sıcaktan isilik ve pişik oldu, siz düşünün. Yol bizi o kadar yormuş olacak ki, geldiğimizin ertesi günü sadece şehri gezip tur vs. yapmamaya karar verdik. Öğlen vazgeçilmez aracımız Tuk-tuk’ a atlayıp şehir merkezini gezmeye koyulduk. Yerel yemeklerin tadı hiçbir zaman bana uyamadı, kişniş ve bolca baharatların kullanıldığı Uzakdoğu yemekleri beni şimdiye kadar hiç cezbetmedi diyebilirim. Soner bu kez lokal lezzetleri denemeye kararlıydı, ilk denemesini de Hindistan cevizi içinde pişen Amok Balığı ile yaptı.

amok
Yani tadı yenmeyecek kadar kötü değil ama dediğim gibi, bana uymuyor bu lezzetler. Asil ne yedi ne içti derseniz, İstanbul’dan getirdiğim bir paket Marmara Birlik siyah zeytin, bir paket kaşar peynir ve halasının yapıp yanımıza verdiği kuru üzümlü kek kurtarıcımız oldu diyebilirim! Sabah Türk usulü zeytin-peynirli kahvaltımıza ilave oteldeki kahvaltıda yediğimiz yumurta ve taze tropik meyveleri de ekleyince, her sabah besleyici bir kahvaltı yapıp dışarı çıkıyorduk. Öğlenleri yoğurt ve kek, akşamları da pizza-spagetti tarzı yemekler, sokaklarda sürekli içtiğimiz meyve shake’leri Asil’in günlük menüsünü oluşturdu, bir de tabiki sabah akşam süt:)
Kamboçya’ya asıl geliş sebebimiz, yıllardır resimlerine bakıp durduğumuz Angkor Wat Tapınakları 2.günkü rotamız oldu. Angkor Vat, Kamboçya’nın Siem Reap kentinde yer alan, Kral II. Suryavarman adına yapılmış bir tapınaktır. Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan tapınak 12. yüzyılda inşa edilmiş olmasına karşın günümüze dek oldukça iyi bir korunma altında ulaşabilmiştir. Bölgedeki tek dinsel yapı olarak günümüze kalmış olup, önce Vişnu adına bir Hindu tapınağı olarak, daha sonraki dönemlerdeyse bir Budist tapınağı olarak kullanılmıştır. Khmer mimarisinin en önemli örneklerindendir. Kamboçya ile özdeşleşen yapı ülkenin ulusal bayrağının üstünde de betimlenmektedir. Ülkeye gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerdir. Tapınaklar yaşlı ağaç kökleri ve bolca basamaktan oluştuğu için bebek arabasıyla giderseniz çok zorlanabilirsiniz. En iyisi ana kucağı dedikleri sling tarzı bir askı ile bebeği üzerinizde taşımak. Bizim ana kucağımız ne yazık ki 13kg. kadar (bizim çocuk biraz şişko kalıyor ne yazık ki) ve Asil onun içinde durmayı hemen hemen hiç sevmediği için mecbur bebek arabasıyla yollara düştük. Bir çok yere ben çocuk olduğu için giremedim, diğer yerlere de resmen üzerimizden su gibi terler aka aka Asil’i bebek arabasıyla taşıyarak girdik. Resmen ÇILGIN TÜRKLER modunda tapınak gezdik diyebilirim.angkor wat

asil
Kamboçya dendiği zaman ilk akla gelen ANGKOR WAT olmakla birlikte, bir sonraki günümüzü eşimin araştırmaları sonucu Tonle Sap Gölü gezisi yaparak değerlendirmeye karar verdik. Tonle Sap Gölü, Güneydoğu Asya’nın en büyük tatlı su gölü, dünyanın da az sayıdaki verimli tatlı su kaynakları arasında. 300’den fazla balık, 20’den fazla yılan, timsahlar, kaplumbağalar, su samurları, leylek ve pelikan gibi 100’e yakın kuş türünün yaşam alanı. Bu nedenle 1997 yılında UNESCO Dünya Biyosfer Rezerv Alanı olarak ilan edilmiş. Kamboçya, Birleşmiş Milletler’ in ‘en az gelişmiş ülkeler’ kategorisinde yer alıyor. Göl üzerindeki evlerde yaşayan çocuklardan sıkça ‘ONE DOLAR’ cümlesini duyacaksınız, resim çekmeniz için boyunlarında yılanlarla bekleyip karşılığında 1 USD alan çocuklar…

one dolar

Burada ayrıca okul ziyareti de yapabiliyorsunuz, okuldaki çocuklara isterseniz 50 USD karşılığı pirinç (1 çuval) alıp bağış da yapabiliyorsunuz; ya da sınıflardaki bağış kutularına istediğiniz miktarda para da bırakabiliyorsunuz. Bu okulun tek geçim kaynağı bizler gibi turistlerden gelen yardımlar çünkü…

asil okulda
Akşamları Night Market ve Pub Street’te gezerek geçirebilirsiniz. Yemek fiyatları kişi başı ortalama 5-7 USD arası, biraz daha lükse kaçarsanız sınırı yok tabi ki. Yemek sonrası soğuk bir shake içebilir (Rambutan benim Uzakdoğu’da favori meyvem, değişik tatlar denemek isteyenlere tavsiye ederim) ve yürüyüş yaparak akşamı tamamlayabilirsiniz. Sinekler için mutlaka önleminizi alın çünkü her yerdeler! Alışveriş yapmak isterseniz de fiyatlar son derece makul. Alışveriş yaparken de mutlaka pazarlık yapın çünkü neredeyse yarı fiyatına aynı ürünü alırsınız.

night market
Kamboçya için son bir değerlendirme yap derseniz; henüz fazla turistin keşfetmediği (Tayland’a kıyasla), halkın çok güleryüzlü ve yardımsever olduğu, Angkor Wat Tapınakları’nı dünya gözüyle mutlaka bir kez görün diyebileceğim bir Uzakdoğu ülkesi. Tekrar gider miyim derseniz, one is all enough:)